(Original publishing date: 02.07.2022) Dr. Jordan B. Peterson’ın Avrupa kitap turundan esinlendiğim ikinci yazıdır: ‘Yağma yok, Sosyalizm var!’, ‘Ülkücü hareket engellenemez!’ türevi naraların nasıl bir tonlamayla söylendiğini bilmiyor iseniz kendinizi şanslı sayabilirsiniz. Bulanık sloganlar da tıpkı bulanık ideolojiler gibi insanı bugününden alıkoyarlar çünkü, kisinin geleceğini de ipotek altına alarak. Aslında bu açıdan bakıldığında sloganların ömür…
(Original publishing date: 24.06.2022) Son zamanlarde epeyce duymaya başladığımız ve günden güne ana-akımlaşan, köklerini de öyle ya da böyle sol öğretinin en büyük kaynağı olan Marxism’e salmış Sol-Gericilik… Gerçi taraftarlarınca adına ‘ilericilik’, ‘ilerlemecilik’ ya da ‘ilerlemeci-sol’ da dense, bu küresel akımı yutmayanların taktığı isimdir Sol-Gericilik. Terimin orijinal hikayesi biraz daha farklı olsa da, günümüzde ve…
(Original publishing date: 17.06.2022) Bilmiyorum farkında mıyız ancak Tanrı’nın birkaç yüzyıl önceki bilimsel devrimin ellerindeki ölümü sadece dini inançlara bağlı sosyal oluşumların temelini sarsmadı. Aynı zamanda binlerce yıldır köksalmış olan ceza hukuku ve suç kavramlarının da düşünsel temellerini müthiş bir zelzeleyle yıkmıştır. Öyle müthiş, derin ve çekirdekten bir zelzeledir ki bu, çoğu tesirleri hala tamamen…
(Original publishing date: 14.05.2022) ‘Bu toplumun yarısından çoğu mehdisini bekliyor, mesih bekliyorlar farkında olsalar da olmasalar da.’. Biraz da umutsuzca söylenmiş bu sözlerin sarf edildikleri bağlamda ‘kökten’ dinciler kastedilmişti. Ancak, ümidini, soyut ya da somut, sınırları belirlen(e)memiş ya da yeterince somutlaştırılamamış bir fikre, kişiye ya da inanca bağlayıp, vicdan rahatlatma düşkünlüğü acaba dindarlara mı mahsus,…
(Original publishing date: 10.05.2022) 20. Yüzyıl Chicago’su. Vahşi Batı’sı güç bela ehlilleştirilebilmiş, ancak küresel krizlerin batağında olan ABD’nin Ortabatı’sının incisi. Ya da öyle yapılmak istenen şehri. Ve çok da bilinmese de, bu plansız hırs uğruna iki nesli ve bütün itibarı adeta değirmen taşında öğütülmüş bir şehir. Düzensiz göçün, her ne kadar altında ‘iyi’ sebepler yatabilse…
(Original publishing date: 08.05.2022) Neden Müslümanlık stereotipi, Hristiyanlık stereotipine nazaran çok daha somut ve güçlüdür, hiç düşündünüz mü? Hayır, islamofobi propagandası demeyeceğim, aksine islamın ta kendisi cevabını vereceğim. Bu savın selameti için iki majör dinin de günümüzde kısmen de olsa olgunlaştıklarını varsayacağım, en azından eskimeleri için yeterince süre geçti sonuçta. Buna rağmen ‘Hristiyan ülke’ler arasındaki…
(Original publishing date: 06.05.2022) ‘… Şehirlerde gezeleyen, gün içerisinde ellerinde ya frappucino’ları ya da ıspanaklı smoothie’leri eksik olmayan; fakat sabahın altılarındaki yoga seanslarından saatler önce kafalarını bar lavabosundaki kokain çiziklerinden anca kaldırabilen elitlere ne demeli? Bu kokainman yogileri bilinçlendirmeden (ya da onlar da sorumluluk almadan) ağır uyuşturucularla verimli bir mücadele vermemiz çok güç olacaktır. …’…
(Original publishing date: 04.05.2022) ‘Eğitim şart ağabey, tabii tabii; her şeyin başı eğitim sonuçta. Ee, nerenin eğitim sistemi iyi diyorlar? Finlandiya mı? Hah, çevirelim madem o vakit oradan üç beş yönetmeliği de sistemimiz biraz modernleşsin.’. İşbu diyaloğu sayısız temada uyarlamak mümkündür: Üretim, hukuk, adalet, laiklik, kısırlık… Evet, kısırlıkta dahi denenebilecek bu taktik tepeden tırnağa kısırdır…
(Original publishing date: 30.04.2022) Toplumsal hiyerarşi denildiğinde akıllara ne gelir? Günümüze hakim, tartışılmasına özellikle ‘sol görüş’e yatkın olan kesimlerce izin dahi verilmeyen anlayışa göre güç merkezli bir açıklama, gücü elinde bulunduran kesimlerin (burada güç fiziksel, parasal, sosyal ya da bir diğer avantaj sağlayan şey olabilir), bundan mahrum kitleleri ezdiği, sömürdüğü ve düzenlerini de bu parazitik…
(Original publishing date: 25.04.2022) Türkiye’nin yakın tarihindeki benliğini, zirzop ilkokul çocuklarınca çalınmış; sayfaları karalanıp karalanıp yırtılan bir sınıf defterine benzetiyorum: Kaliteli bir kapak, iyi niyetlerle özene bezene yazılıp döşenmiş taslak, bütün defter boyunca örnek alınası ilk birkaç sayfa… Ardındansa defterden arşa sadır olan kaos… Ve kaosun getirdiği pus, sis ve yer yer kan izleri. İnsanın…
(Original publishing date: 19.04.2022) ‘Tanrı öldü! O’nu bizler öldürdük … Şimdi elimizdeki kanı nasıl temizleyebiliriz? Bu amelin yüceliği bizi aşmıyor mu?…’ Nietzsche’nin yüzyıldan evvel kaleme aldığı bu tespit Batı dünyası için yeni, ancak kaotik ve tehlikeli bir çağın başlangıcını işaret ediyordu. Bir başka deyişle bilimsel gelişmeler (Hristiyanlığın temelinde yatan) yaratılışçı hikayelerin objektif (nesnel kst.) geçersizliğini…
(Original Publishing Date: 16.04.2022) Hepimiz duymuşuzdur bu meşhur yalanı: ‘CHP iktidardayken camileri ahır yaptı!’ ya da bunun geleceğe bakan versiyonunu: ‘Bunlar iktidara gelirlerse camileri tekrar ahır yapacaklar!’ İbadethanelerin tarihçelerini de göz önünde bulundurarak bu ifadelerin asılsızlığını ve yankı bulduğu kitleden ziyade, binalarının kullanış amaçlarının değişimi (hatta değiştirilebileceği fikri) hakkında yazmak isterim bu makalede. Cami müslümanların,…
(Original publishing date: 15.04.2022) Türkiye’nin bu islamcılardan çektiği nedir? Sahip olduğu onca avantaja rağmen, aslında zor duruma düşmesinin zor olması gereken ülkemizin halinin ‘maalesef’ dedirtmediği bilinçli birisi kalmış mıdır acaba? Toplum, 21. Yüzyıl’ın ilk çeyreğini zihnen bir yüzyıldan da geride tamamlamak üzereyken ülkedeki dinci-gericiliğin bu seviyede olmasının ve onyıllardır kullanılabilmesinin sebebine dair bir iki kelam…